Twitter Facebook More

8 Ekim 2013 Salı

Tüketim Dünyasına "Gerçeklik Turları"

,
Bu yazı Sven Eberlein'in Yes Dergisi'ndeki "The Dark Side of Consumerism: What Landfills and Nursing Homes Taught These Indian Villagers" isimli makalesinin çevirisidir.

Ladakh'da dua bayrakları. 


Hint ordusu 1962’de Ladakh’a yol inşa edene kadar, “Küçük Tibet” diye bilinen Himalayalı çöl bölgesi, dış dünyadaki fikirlere çok az maruz kalmaktaydı. Dünyanın en yüksek, kuru ve soğuk yerlerinden birinde yaşamak kolay değildi:  yağış miktarı yılda dört inçten azdı ve kışın ısı eksi 30 Fahrenheit’ın altına düşüyordu. Ama Ladakhlılar buna rağmen, fiziksel, kültürel ve ruhsal olarak gelişmelerine izin verecek bollukta bir tarımsal hayat yaşıyordu.

Yolun yapımıyla heyecan verici bir dış etki geldi: maddi ürünler, merkezi hükümet ve turizm. Bu sırada yazar ve film yapımcısı Helena Norberg-Hodge 1975’te ilk defa bölgeyi ziyaret etti. Batı pop kültürü ve yaygınlaşan tüketim çoktan Ladakhlıların kendilerini uzun süre beslemiş yaşamı sürdürmelerini zorlaştırıyordu.

Norberg-Hodge, Ladakhlıların büyük ölçüde medyayla gazlanmış tutumlarındaki dönüşümü, sade, geleneksel şekildeki yaşamlarıyla ilgili değersiz hissetmelerini şöyle açıklıyor: “Batılı tüketim kültürünün sadece medya ve reklamlarda değil, aynı zamanda okul kitaplarında da resmedilen, ufak kırsal kasabaları geri ve ilkel gösteren romantik bir resmi vardı.” Norberg-Hodge’un dediğine göre haz dolu modern yaşam tarzının cazibesi anlaşılabilir birşeyken, özellikle Ladakhi gençliği arasında Batı’daki yaşamın gerçekleriyle ilgili belirgin bir enformasyon eksikliği vardı. Batı toplumunun alt kısmı, internet öncesi televizyon döneminde gelişmekte olan ülkelere büyük ölçüde görünmezdi.

Yıllarca Norberg-Hodge Avrupalıların, daha az yıkıcı bir yaşam şekliyle bağlantı kurmalarına yardımcı olmak için, Ladakh aile çiftliklerinde yaşamaları ve çalışmaları için aylık turlar düzenlemişti. Aynı zamanda bu turların Ladakhlılara, dünyanın diğer taraflarındaki geleneksel büyümenin, toprak ve tarımda kullanılan pestisit ve kimyasal  gübrelerin uzun dönem etkileri gibi tesirlerinin daha bütüncül bir resmini aktaracağını ummuştu. Ancak Ladahki toplumundaki, daha Batılılaşmış, süslü yaşam tarzına doğru olan dönüşümü izledikten sonra Norberg-Hodge’un farklı bir fikri vardı. Kar amacı gütmeyen kuruluşu International Society for Ecology and Culture(ISEC) Ladakhi köylülerini, İsveç, Almanya ve Birleşik Krallık gibi yerlerdeki günlük yaşamın nasıl olduğunu deneyimlemek için gitmelerini sağlayacak “gerçeklik turları” finanse etmeye başladı.

 “Bu fosil yakıtlara dayalı şehirli tüketim kültürünün, büyük ekolojik bedellerinin yanı sıra, insanları daha mutlu yapmadığını bilmelerinin önemli olacağını düşündüm.” diyor Norberg-Hodge.

Televizyonda nadiren gösterilen tüketimin ilk elden deneyimine ek  olarak, gerçeklik turları Ladakhlıların geleneksel kültürel ve ekonomik değerlerinin, Batı’da büyüyen alternatif hareketlerle bağlantı sağlaması için mükemmel bir katalizördü. Norberg-Hodge şöyle diyor; “Organik yiyecek, yerel topluluk, holistik sağlık hizmeti ve doğal materyallerin piyasada nasıl değer gördüğünü onlara göstermek istedik”, “çünkü bu Ladakhlıların çoktan sahip olduğu şey.” Eğer kendi geleneksel yöntemlerinin Batıda giderek ne kadar çekici, popüler ve kazançlı olduğunu görebilirlerse, eve kendilerini geri ve eski moda sayan bir mesajdan ziyade yeni küresel sürdürülebilirlik hareketinde öncü bir rol oynayabilecekleri mesajıyla gidebilirler.

International Federation of Organic Agriculture Movements, ISEC gibi organizasyonların yardımıyla 50 “gerçeklik turisti” finanse edilebildi. Ladakhlılar, bakım evleri, alışveriş merkezleri, çöp döküm alanları,ve yerel çiftliklerle güneş enerjisi tesislerini gezerek, yerel sakinlerle 3 ay boyunca kaldı. Ziyaretçiler, atılan eşyanın miktarıyla affallarken, en çok insanların serbest zamanının olmaması, genç ve yaşlının sosyal ayrımı, apartmandaki yoğun nüfusa karşı komşularla etkileşimin azlığı ve anonimlikten etkilendiler. Bazı tepkileri Norberg-Hodge’un 2011 yapımı belgeseli Mutluluğun Ekonomisi’nde(The Economics of Happiness) belgelendi.


Köyüne geri dönen bir kadın “Şaşırırdınız – Batıdaki yaşam tarzı gerçekten düşündüğümüz gibi değil” diyordu. “İnsanlar bir binada birbiriyle altlı üstlü yaşıyor ve birbirlerinin adını bile bilmiyorlar. Biri kalmaya geldiğinde, yatak çarşafı gibi şeyler üzerine dertleniyorlar.”


Giderek daha fazla Batılı aşırı tüketimin sosyal, çevresel ve ruhsal bedellerine uyanırken ve kendilerini yerel, topluluk-yönlü ekonomileri ile tanıştırırken, küresel Güney’deki kırsal topluluklar, tarih boyunca insanlara gayet iyi hizmet etmiş karşılıklı bağımlı sosyal dokunun önemli modelleri olabilirler. Aynı şekilde, materyalizmin değerleri bu topluluklara zarar vermeye devam ederken, 30 yılı aşkın süredir Helena Norberg-Hodge ve ISEC’in kolaylaştırdığı değiş tokuşlar daha fazla köylüye, geleneksel becerilerinin ve yaşam şekillerinin tutunmaya değer olduğunu göstermiştir. 

0 yorum to “Tüketim Dünyasına "Gerçeklik Turları"”

Yorum Gönder