Twitter Facebook More

7 Eylül 2013 Cumartesi

Sevgili Yabancı,

,

Sevgili Yabancı,
Bence konuşmamız lazım.
Annem her zaman seninle kesinlikle konuşmamam gerektiğini anlattı, bana şeker teklif etsen bile. Haberler sana güvenmememi söylüyor- fırsatını bulursan beni kaçıracağını, tecavüz edeceğini, çalacağını veya öldüreceğini.
Bu yalanlara hiçbir zaman inanmadım. Tıpkı benim gibi olduğunu, yapabildiğin iyi şekilde dünyanı döndürmeye çalıştığını biliyorum. Tıpkı benim gibi hayallerin, fikirlerin ve en sevdiğin yemek tarifleri olduğunu biliyorum. Benimle paylaşmak için, hayatımı daha iyi yapacak bazı içgörüleri bile sahip olabilirsin. Belki gelecekteki partnerimi tanıyorsun. Belki uzun zamandır çözmeye çalıştığım birşeyin çözümünü biliyorsun.
Bazen seninle partilerde, barlarda veya parklarda karşılaşıyorum. Gerçekten, her tarafta. Birlikte oturmak için bir şansa hiç sahip olamadığımızı biliyorum. Samimi olmak için. Her zaman çok meşgul görünüyorsun ve müdahale etmek istemiyorum. Deli olduğumu, sana asıldığımı veya o tarz bir şey yaptığımı düşünebilirsin. Ama hayır yapmıyorum.
Çünkü mesele şu ki, sen gerçekten rahat konuşulabilir birisin. Senin etrafında gerçekten kendim olabiliyorum. Sana herşeyi anlatabilirim, en yakın arkadaşlarımın bile bilmediği şeyleri. Gerçekten dürüst olabilirim.
Teknoloji şimdi çok hızlı değişiyor. İletişim kurabilmemiz için birçok yeni yol var. Kitaplar, eşyalar, hikayeler, seks partnerleri ve ideolojiler takas edebiliriz. Ama bunlar çok gayri şahsi hissettiriyor. Sen penceremin yanından yürürken, kendimi bilgisayara bakarken izole edilmiş buluyorum.
Sessiz muamelelerden yoruldum. Sen geçerken, ne zaman gülümseyeceğimi ve gülümsemeli miyimi bilmemekten, seni yok saymayı varsaymaktan nefret ediyorum. Gece arkamda ayakseslerini duyunca korku hissetmek istemiyorum.
Değişim zamanı geldi. Akşam yemeği için gel. Birlikte oturalım, yiyelim ve en sonunda gerçekten konuşma şansına sahip olalım. Bence bu bizim için büyük bir fırsat olacak. Aslında bu dünyayı kurtarabilir, veya en azından birlikte daha iyi çalışmamıza yardımcı olur. Gelecek hafta bunu senin evinde yapalım.
Tüm sevgimle
Ari
Paylaşım, değişik şekillerde, tüm çeşitliliği ile dünyada yeniden doğmaya ve yaygınlaşmaya devam ediyor. Eşya takasları, tüketime alternatif olarak faydalı olsa da, toplumda gerçek bir dayanışma kültürünün tekrar ortaya çıkıp, beslenmesi için, insanlar arasında yakın temasların olması ve işbirliğinin gelişmesi gerekiyor. Son 15 yılımız, bu arzumuzu ve ihtiyacımızı internette coşkuyla karşılaşmakla geçti. Bu süreçte, internette ilişki kurmak acaba daha da mı yalnızlaştırıyor gibi sorular ortaya atıldı. Kullanım şekline göre bu etkiyi yaptığı da doğru ama esasında insanlar, yavaş yavaş gerçekte nasıl yaşamak istediklerini hatırlamaya başladılar. Buna hatırlamak diyorum çünkü paylaşım, dayanışma, işbirliği gibi eylemlerin hepsi insanlık varolduğundan beri var, daha da ötesi tüm doğada var. Bu sebeple biz aslımıza dönüyoruz bir nevi. Bizi yalnız yaşadığımız kutularda tatmin edecek eşyalardan çok daha fazla tatmin edecek şeylere…


Paylaşım ekonomisinde giderek insan temasının arttığı, ve yerel, çevrimdışı paylaşım şekilleri çoğalıyor. Bunların en keyifli olanlarından birisi de yemek paylaşımı. Aslında yemek paylaşımı bizim kültürümüze çok da yabancı olmayan bir kavram. Kadınların sık sık yaptığı, herkesin yemek getirdiği veya her hafta buluşulan evin sahibinin ikramları hazırladığı modern potlaçlar. Bu yemek ikramları, insanlar arasındaki ilişkileri ve diyaloğu güçlendirir, bir dayanışma ağı ve dertleşme ortamı yaratır.  Bu haliyle armağan ekonomisine güçlü bir örnektir.
Geleneksel yemek buluşmaları şimdi internet üzerinden gerçekleştirilmeye başlandı. Bazı farklarla. Geleneksel buluşmalar genelde tanıdıklar, özellikle de yakın çevrede yaşayanlar arasında gerçekleşen yemekler olurken, internet kapsamı genişletiyor ve yabancı insanların tesadüfi bir şekilde bir araya gelip, potlaçlar düzenlemesini sağlıyor. İşte yukarıdaki Ari’nin mektubu da değişen anlayışı göstermek için yazılmış, yabancıya duyduğumuz korkuyu artık aşıp, işbirliği içinde olabileceğimizi, bu süreçte mucizeler bile gerçekleşebileceğini anlatıyor.
Stranger Dinner (Yabancı Akşam Yemeği), bir mail listesi üzerinden yürüyor ama daha çok amaçlanan kulaktan kulağa yayılması ve arkadaşın arkadaşına ulaşmak. Ayda 2 kere 6 yabancı bir araya gelip ortak bir yemek yiyorlar. Yemeğin bu şekilde düzenlenmesinin bir amacı da, tesadüflere ve beklenmedik olaylara açık kapı bırakmak. Bir nevi eşzamanlılık yaratma çabası var, bir araya gelen insanların birbirine denk düşen ihtiyaçları veya çözümleri olabilmesi düşüncesiyle. Herkes yiyecek getiriyor, katkıda bulunmak için ve akşamı keyifli geçirmek için oyun gibi farklı şeyler de getirebilirler.
Böyle bir buluşma şekli, insanların önyargılarını aşmalarına yardımcı oluyor çünkü beklentilerinin ve güvenli kapalı çevrelerinin dışında insanlarla doğrudan temasta olmuş oluyorlar. Yeniliklerin oluşmasına olanak sağlıyor. Ve elbette güven yaratıyor, yabancılara karşı.
Stranger Dinner, daha çevrimdışı çalışmaya uğraşan bir etkinlik, tam anlamıyla geniş yayılımı olan bir sosyal ağ değil. Ancak internete daha adapte olan bu tarz sosyal ağlar da var. Bunlardan biri Meal Sharing. Couchsurfing’e benzer bir sistemde çalışıyor Meal Sharing ama yemek odaklı. Önemsediği 3 temel konu var;  ev yapımı yemek, seyahat ve öğrenme. Dünyanın herhangi bir yerinde, hem yerel yemek tatmak hem de yeni insanlarla tanışmak isterseniz, bu sosyal ağ üzerinden yakınızda yemek ikramı veren kişileri bulup bu paylaşımı gerçekleştirebiliyorsunuz.
Bu işin parayla yapılan modelleri de var. Burada para, evsahibinin harcadığı enerjiyi , masrafları karşılaşması için alınıyor. Home Dine’da evsahipleri, bir tema çerçevesinde belirledikleri yemek önerilerini siteden açıyorlar, kontenjan var ödenmesi gereken miktarı da belirtiyorlar. Örneğin Sarah Eve isimli bir evsahibi, 10 kişilik, organik çiğ vegan yemek önerisi açıyor. Bundan sonra beklediği şey kontenjanının farklı kişiler tarafından rezerve edilerek dolması. Etkinlik sayfasında, Sarah Eve hakkında detaylı bilgi, etkinlikle kullanacağı malzemelerle ilgili bilgi yer alıyor, yemeğe ek olarak nasıl bu tarz yemek hazırlanacağına dair bilgiler vereceğini de ekliyor. Buna benzer bir örnek olan Cookening ve  EatWith’de de, üyeler sundukları yemek etkinliğinin içeriğini ve ücretini internetten paylaşarak, birbirini tanımayan insanlardan oluşan bir yemek fırsatı sunuyorlar.

Shareyourmeal ise bambaşka bir örnek, yemeksepetinin kişiden kişiye versiyonu diyebiliriz. Evde komşunuza belirli bir ücret karşılığı yemek yapıyorsunuz. Bizde evde mantı açıp veya poğaça yapıp satan ev kadınlarının yaptığı işin daha sistemli, geniş bir ağ içinde gerçekleşen hali. Ek gelire ihtiyacı olan kişiler için güzel bir model.
Türkiye’de bu tarzlarda bir yemek paylaşımı örneği var mı diye araştırdım, bir tek Cook&Meet’i buldum. Ancak Cook&Meet’de etkinlikler ev yerine, belirlenen mekanlarda yapılıyor. Amaç ise benzer şekilde birlikte yemek yapmayı öğrenmek, sosyalleşmek ve sonunda yemek tabi ki.
Yemek, gıda ve mutfak paylaşımının bir yazıya sığamayacak kadar çeşitleri mevcut. Sosyal yemek yeme, tüketim kültürünün yalıtılmış, hijyen saplantılı, yan masanızdakiyle konuşmanızın ayıp sayıldığı kafe ve restoran hallerinden bir hayli farklı olmakta ve içerdiği sosyallik ve öğrenme hali, insanlar tarafından hızla benimseneceğini gösteriyor.  

0 yorum to “Sevgili Yabancı,”

Yorum Gönder