Twitter Facebook More

6 Temmuz 2012 Cuma

Ekoköyler Kitabı

,


















İçinde bulunduğumuz sistemde, beraber, barış içinde, doğayla bütüncül bir ilişkide, bağımsız ve sağlıklı yaşamamız giderek imkansız hale geliyor. Bir zincir halinde ilerleyen bozulma, yaşamın tüm alanlarını sarmış, elimizde sağlıksız ve mutsuz bir yaşamla bizi başbaşa bırakmıştır. Neyse ki umudumuzu besleyen insanlar, topluluklar, girişimler var dünyada. Sinek Sekiz Yayınevi’nden çıkan Ekoköyler kitabı işte bu insanları ve girişimleri anlatıyor. Yazarı Jonathan Dawson, İskoçya’daki Findhorn ekoköyünde yaşamakta olan sürdürülebilirlik üzerine çalışan bir eğitmen ve aktivisttir. Kitapta, belirsizlik içindeki geleceğimizde, yaşanması olası krizlerle başa çıkmada ekoköylerin bize nasıl yol gösterici olacağını anlatıyor.

Dawson, kitapta ekoköyleri tanımlamanın zorluğundan söz ediyor çünkü dünyanın dört bir yanında, birbirinden farklı girişimler var. Ortak yönleri çok da olsa, birbirinden farklı çıkış noktaları ve amaçları veya temelleri bulunabiliyor. Dolayısıyla hepsini ortak bir tanımda buluşturmak veya bir örnek model belirlemek çok zor. Ama yine de Dawson’un kitapta belirttiği bazı özellikler bize bir ekoköyün nasıl olması gerektiğini anlatabilir; güçlü ortak değerlere sahip olmak, çoğunlukla ekolojik, sosyal ve spiritüel ilgi ya da kaygılarla yola çıkmak, ekolojik iyileştirme, topluluk yaşamının güçlendirilmesi, yerel ekonomilerin canlandırılması veya maneviyatın derinleştirilmesi gibi amaçları olmak. Bu kaygıların hepsi bizim tüketime dayalı toplumsal yapımızda sürekli hissettiğimiz sorunlarla alakalı ve ekoköylerde yaşayan topluluklar, sürekli deneysel bir çalışma içinde gibi bu sorunlara çözüm üretmeye çalışıyorlar. Daha insani bir ekonomik sistem oluşturmak, daha katılımcı bir iletişim ve yönetim sistemleri yaratmak, daha yenilenebilir enerjiler kurmak, daha doğal bir tarım ve daha bütüncül bir eğitim anlayışı gibi konularda sürekli çalışıyorlar ve bir kısmı başarılı olup, modellerini içinde bulundukları yerel topluma veya daha uzağa farklı kültürden insanlara aktarıyorlar. İşte Ekoköyler kitabı, farklı konularda yaratılmış modellerden ufak örnekler sunuyor.

Hindistan’daki Auroville, Senegal’daki Mbam ve Faoune, Almanya’daki Sieben Linden, ABD’deki Ithaca Ekoköyü ve Brezilya’daki Ecoovila ekoköylerine, dünyanın farklı bölgelerinden seçilmiş başarı öyküleri olarak daha fazla yer verilmiş, devamında farklı sorunlara çözümler getirmiş yaratıcı toplulukların kısa örnekleri yer almaktadır. Son bölümünde de ekoköylerin kurulma ve yaşama sürecinde yaşanan zorluklar anlatılmaktadır. Bu kitap belki çok detaylı değil ama ekoköy ne yapar, nasıl oluşur, neye yarar, gelecekte bize nasıl faydalar sağlayabilir sorularını pratik bir şekilde yanıtlıyor. Böylece belki toplumdaki bazı insanlar tarafından “hippi” veya “marjinal” olarak adlandırılabilecek bu yaşam tarzlarının aslında ne kadar devrimci olduğunu, petrol sıkıntısı, kıtlık, suç oranlarının artması, küresel ısınma vb. sorunlara nasıl çözümler bulduklarını görüyoruz.  Çünkü kendi çalışma sistemini oturtan ekoköyler, içinde yaşadıkları bölgede veya daha uzaktaki insanlarla diyalog halinde olup bilgilerini ve deneyimlerini mutlaka aktarıyorlar. Zaten paylaşım üzerine kurulu bir yapının, içine kapalı olması beklenemez.

Kitabın hikayesi böyle. Yakınınızdaki ekoköyleri merak ediyorsanız kitapta sözü edilen Küresel Ekoköyler Ağı GEN’in ve Türkiye’yi de içeren Avrupa GEN’in web sitelerine göz atabilirsiniz. 

0 yorum to “Ekoköyler Kitabı”

Yorum Gönder