Twitter Facebook More

15 Mart 2012 Perşembe

150 Mil Kıyafet Diyeti

,


















Alisa Smith ve J.B. MacKinnon, 2005 yılının Mart ayında bir karar aldılar ve bir yıl boyunca yedikleri yiyecekleri, yaşadıkları yerin 100 mil (165 km) sınır içerisinde yetişmiş olanlardan seçtiler. Bu kararın amacı sadece yerel yiyecekleri yemekti ve adına da 100 mil diyeti dediler. Bu diyet süresince az miktarda ihtiyaçları süpermarketten karşıladılar, çoğunu ise yerel çiftçilerden aldılar. Daha sonra deneyimleri kitaplaştırdılar ve The 100-Mile Diet: A Year of Local Eating (100 mil Diyeti: Yerel Yemenin Bir Yılı) ismiyle basıldı.

100 Mil Diyetinden esinlenen Rebecca Burgess, bu fikri kıyafetlere uygulamaya karar verdi. Aynı yediğimiz yiyecekler gibi, satın aldığımız kıyafetlerin de büyük kısmı çok uzak mesafelerden bize ulaşıyor. Özellikle de büyük markaların sattıkları kıyafetlerin etiketlerine bakınca, çoğunun Uzakdoğu’da belki hiç görmediğimiz, görmeyeceğimiz yerlerde üretildiğini anlıyoruz. Bu kadar uzaktan gelen kıyafetler, hem küresel ısınmanın daha kötüleşmesine sebep oluyor, hem fiyatları artıyor, arttığı gibi ödediğimiz para üreticiye gitmiyor. Kıyafetlerin üretiminde çalışan insanlar kötü koşullarda çalışmak zorunda kalıyorlar, üstüne kendi bölgemizdeki üreticiler rekabetin dışında kalıyor ve varlıklarını sürdüremiyor.

Burgess şöyle bir karar alıyor, kıyafetlerini yaşadığı yerine 150 mil sınırları içerisinde, yerel üreticilerden alarak 150 Mile Wardrobe Diet(150 mil Gardrop Diyeti)ini başlatıyor. Burgess blogunda şöyle yazıyor: “1965’de tipik bir Amerikan dolabındaki kıyafetlerin %95’i Amerika’da üretilmişti, bugün %5’ten azı burada üretilmiştir.” Böylece, hem giysilerini, hem de giysi üretebilmek için gerekli malzemeleri yerel üreticilerden alıyor.

 Rebecca’nın 150 mil(241 km) diyeti, tasarımcılara ve çiftçilere “hiper-yerel” ürün üretmek için birlikte çalışma konusunda ilham veriyor. Bu konuda en az 4 iş projesi başlıyor. Bunlardan biri olan Fibershed Marketplace “Close to Home”(Eve Yakın) sloganıyla birlikte sayfalarında “yerel iplik, yerel boya, yerel iş” vurgusu yapıyor.

Kendi kıyafetlerini dikerken Burgess, aslında bu öğrenme süreciyle, küresel ve emperyalist ekonomiyle olan bağını da kesmiş oluyor. Burgess, Gandhi’nin yaptığı en harika şeyin, topluluğunu çiftçilerin büyüttüğü Hint kumaşı kullanması içni cesaretlendirmesi ve onları eğitmesi olduğunu söylüyor. Böylece bir kotonla, kendileri üretim gücünü ellerinde tutarak, İngiliz İmparatorluğu’nun egemenliğin düşürmüş olduklarını belirtiyor.

Rebecca Burgess, yakın çevresinde ihtiyaç duygularını bulabilmiş ve kendi kıyafetlerini üretebilmeyi öğrenmiş. Kendi yaşadığımız çevrede bu koşulları kolayca bulmamız zor olabilir ama yerel üretim hala var ve hala devam ediyor. Hem yiyecek olarak hem de kıyafet olarak. Bu kadar planlı olamasak da yerel üreticiyi bulabileceğimizi düşünüyorum. Bilgi ve beceri değiş tokuşu yaygınlaşırsa, üretme bilgisi de insanlararasında yayılıp, tekrar hatırlanabilir. Madem toplum olarak bağımsızlaşamıyoruz, birey olarak bağımsızlaşmayı deneyelim.

Rebecca Burgess'in 150 Mil Diyeti'ni anlattığı video(İngilizce)



Kaynak:
http://faircompanies.com/videos/view/150-mile-wardrobe-local-fiber-real-color-gandhi-economy/
http://en.wikipedia.org/wiki/The_100-Mile_Diet

0 yorum to “150 Mil Kıyafet Diyeti”

Yorum Gönder