Twitter Facebook More

20 Ocak 2012 Cuma

Tükenmek Yerine Dönüşmek İçin

,

What’s Mine is Yours kitabının açılış paragrafı Pasifik Okyanusu’ndaki çöplük, dünyanın en büyük atık merkezi üzerineydi. Aynı zamanda ABD kapsamında yürütülen bir projeye göre 2010-2011 yıllarında en çok sansürlenen haberler arasında yer alan bu çöplük hem okyanusun içinde, hem de Texas’ın iki katı büyüklüğündedir. Üç buçuk milyon ton çöpün yüzde 90’ı plastik, yani şişeler, oyuncaklar, ayakkabılar, çakmak, diş fırçası, alışveriş torbaları, aklınıza ne gelirse…

Hiç yaşamınızda çöpünüzü biriktirip, yan komşunun bahçesine döktünüz mü? Bunu görgüsüzlük olarak nitelendiriyoruz ama atıklarımız, çok sayıda canlının evine bırakılıyor. Aslında mevzu, yaşam biçimimizi değiştirmeye duygusal olarak hazır olmayı beklemekten çok daha acil. Ancak sosyal ve kültürel canlılarız ve her yolun çeşitli bileşenleri var.

Dünyanın alarm verdiği mevzular yıllardır artarak konuşuluyor, ama ortak kullanım aniden dünyayı değiştireceğiz diye çıkmadı. İnsanların illa eyleme geçmiş olması gerekmez. Gözleri açılan bir kişinin niyeti de değişir ve içsel bir huzursuzluk duymaya başlar. Bu duygu çok sayıda insana yayıldı mı herkes aynı soruyu sorar. Peki ne yapacağız? Çaresizce; nasıl değişebilir onca şey? Kitlesel olarak sorular sorulmaya başladığında, yanıt da kitlenin kendi içinden çıkar. Yani sormak ve sorgulamak çok önemli. Biraz psişik de görünse, böyle bir dinamik var yaşamımızda. Kitlenin arzusu çok önemli. Bir noktada insanların doğayla barışık olma ve birbiriyle iletişim içinde olma arzusu, yapay nesnelerle tatmin olmaya ağır bastı. İşte akıllarda bu değişim başlayıncabir kere, gerekli araçlar da ortaya çıkar. Bu nedenle yola güvenmek zorundayız.

Ortak kullanım, bu yolun araçlarından yalnızca biri. Tek tek oluştu ve insanlar tarafından sevildi. Kimi insan tasarruf ettiği için kullandı, kimi kendi eşyasını kiralayıp kar elde edeceğini düşünerek, kimi sadece paylaşmak için. Gerçek olan dünyada çok fazla eşyanın olması ve bu fazlalığa rağmen hala üretilmeye devam edilmesidir. Dünyayı değiştirmek için yaşamı değiştirmek gerekir. Bunun için de kalıpları, inançları incelemek lazım. Örneğin eski/yeni kavramlarına bakış açımız. Eski derken, kaç yıl öncesine ait olduğunu kastediyoruz(ve kaç yıl öncesi eski) yoksa kullanılmış olmasını mı? Peki yeni tam olarak nedir? Mağazaları dolaştığımızda “yeni” adı verilen birçok ürünün tasarımını bir önceki yıl da gördük, ya da aynı amaçlara hizmet eden bir eşya 10 yıl önce de vardı. O zaman piyasadaki birçok eşya da yeni sayılmaz. Aslında oldukça eskiler. Ve bize dayattıkları “yeni” kavramı, piyasaya yeni çıkmış olan oluyor. Türk Dil Kurumu’na göre yeninin birden fazla anlamı var. “Kullanılmamış” anlamının yanı sıra “en son edinilen” , “eskinin yerine gelen” veya “öncekilerden farklı olan” gibi anlamlara da sahip ki bu anlamlar arkadaşınızdan aldığınız bir eşyayı da tanımlıyor.

Ayrıca zihinde oluşmuş başkasının kullandığı/kullanmadığı ayrımı, günlük yaşamımızda aramıza koyduğumuz ve bireysel özgürlük masalıyla beslediğimiz bariyerlere çok benziyor. Sanki başkasının eşyasını kullanınca, bireysel özgürlüğümüz ve prestijimiz yokolacak. Bizim yenilenmemiz, satın aldığımız yenilere bağlı sanki. Bu anlayış, ne yazık ki ruhsal yenilenmeyi de engelliyor. Çünkü yeni bir ruh satın alamayacağımıza göre, varolanı temizleyip, besleyip, ilişki içinde tutmamız gerekiyor. Ancak bütün günlük yaşamı ve zihindeki yenilenme anlayışı, satın almaya ve tüketmeye bağlı bir kişinin, bir süre sonra bunu nasıl yaptığını unutması çok normal.

Ortak kullanım, bu nedenle sadece israfı azaltmak demek değildir. Tekrar gerçek anlamda yenilenmeyi hatırlamaktır. Bir zamanlar, psikologlara danışmadan yapılan, tıpkı doğa gibi, varolan gücü ve enerjisiyle kaynağından gelen bir yenilenme. Eylemler birbirini besler, ortak kullanıma yatırım yapınca, o da sizin ruhunuzu besleyecektir ve gerçek anlamda yenilenmenize destek verecektir. Çünkü varoluşta, tükenme değil dönüşüm vardır. Ve biz dönüşemeyen şeylerle vaktimizi harcadıkça, kendimiz de dönüşemiyoruz. Neyse ki bir yol var, başlamış ve süregelen. Yola güvenelim ve içimizin sesini dinleyelim.

0 yorum to “Tükenmek Yerine Dönüşmek İçin”

Yorum Gönder