Twitter Facebook More

18 Eylül 2011 Pazar

Pasif Tüketicilikten Aktif Kullanıcılığa: Produsage

,
Alvin Toffler, 1980 yılında yayınlanan Üçüncü Dalga kitabında prosumer kavramını ortaya atmıştı. Prosumer, produce(üretmek) ve consumer(tüketici) kelimelerinin birleşiminden oluşuyor ve üretken tüketici anlamına geliyor. Toffler’in öngörüsü, ileride insanların pasif tüketici olmayıp, aynı zamanda üretecekleri yönündeydi.

Prosumer’dan ilham alan Axel Bruns, internet çağı için produsage kavramını yarattı. Produce(üretmek) ve usage(kullanım) birleşimi produsage üretken kullanım demek. Produser da üretken kullanıcı anlamına geliyor. Web 2.0 ile beraber internet kullanıcısı enformasyon üretimi ve dağıtımda gücü eline aldı. Bruns internette sürekli içerik üretimi yapan ve içerik üretimine katkıda bulunan kitleyi produser olarak tanımlıyor.  Bir insan aktif bir katkı yapmasa bile herhangi birşeyi arama motorlarında aramasıyla bile katkıda bulunmuş, ortamı şekillendirmiş oluyor.

Böylece 21. Yüzyıl sanal ortamında insan, oturduğu yerde kendisine verileni kullanan değil, doğrudan içeriklere müdahalelerde bulunup değişim yaratan aktif bir kullanıcıdır. Tüketicinin pasiflikten sıyrılıp üretken olduğu ilk aşamadır sanal ortam. Bu katılım sayesinde sürekli büyüyen bir içerik söz konusudur.

Bruns’a göre sanal ortamdaki üretkenlik, endüstriyel olandan farklıdır. Endüstriyel bir ürünün belli sınırları vardır ve o sınırlara göre tanımlanır, bitmiştir, paketlenmiştir. Ortak içerik üretimi sonucunda oluşanlar ise doğası gereği tamamlanmaz, sürekli gelişir, hiçbir zaman bitmez ve önceden planlanıp tasarlanmaz.

Produsage’ın varlığından söz edebilmek için olması gereken koşullar vardır:

Olasılıksallık: Bir sorunun çözümünde, belirlenmiş tek bir çözüm yerine çok sayıda seçenek olması olasılıksallığı ifade etmektedir. Produsage sürecinde içeriğin üretim ve şekillenme aşamasına çok sayıda insan katıldığı için, sorunların çözümüne de çok çeşitli öneriler gelmektedir. Kullanıcıların çözüm aşamasına katılmaları, bütünü görme haklarına sahip olduklarında mümkün olmaktadır. Olasılıksallık özelliği, fayda sağlama ve ilerleme açısından kolektif üretimin önemli ölçütüdür.
Eşit Potansiyel: Produsage’ın geçerli olduğu ortamlarda genelde en uzman kişi otorite olmaktadır. Ancak bu uzmanlık ve otorite hiyerarşik yapılardaki gibi değildir. Kolektif bir toplulukta herkesin her alana katılım hakkı bulunmaktadır. Katılım için filtreleme uygulanmaz.
Parçacıklar halinde olma: Ortaklaşa kullanılan projeler önemli oranda, mümkün olan görevlerin ayrıntısına dayanır. Eğer bir proje bireysel parçalara bölünebiliyorsa, ve parçalar ileride sınırlı beceri ve sınırlı derecede katılımcı katkısı gerektiren farklı görevlere parçalanabiliyorsa, bu durum  olasılıksal yaklaşımlar yoluyla çözüm geliştirme potansiyelini ve katılımcıların eşit potansiyelini arttırmaktadır.
Paylaşılan İçerik: Bir ağ topluluğu aracılığıyla içerik paylaşımı, katkılar ve görevler, ortak kullanım sürecinin temel bir parçasıdır. Enformasyona eşit ulaşımı kolaylaştırır. Ağ topluluğundaki içerik paylaşımı, mülkiyet ve gizliliğe dayanmaz, herkese açık olması gereklidir. Böylece topluluğun enformasyon paylaşımı sürekli devam eder ve gelişir.

Produsage'ın önkoşulları ve aşağıda verilen prensipleri, kolektif üretim için de mutlaka olması gerekenleri sıralar. Burada sosyal ağ sadece araç da olabilir. Aynı ortak kullanım ağlarında olduğu gibi, sosyal ağların iletişimsel yönü kullanılarak hiyerarşisiz, ufak yada büyük herkesin eşit katkı ve katılımına dayanan, paylaşım ve sürekli gelişim halinde bir üretim süreci oluşturulabilir. 

Produsage Prensipleri:

Açık Katılım-Umumi Değerlendirme:  Bir sosyal ağa ne kadar çok kullanıcı katkıda bulunursa, o kadar gelişmiş ve iyi sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Yapılan katkının küçük ya da büyük olması önemli değildir. Produsage süreci, her tür katılımcıya açık yapıdadır. Sosyal ağlarda ne kadar çeşitli katılım olursa bilgi, yetenek, beceri ve fikir çeşitliliği de o kadar fazla olmaktadır.   Yapılan katkıların diğer üyelerin değerlendirmesine açık olması, içerik üretimi sürecinin daha iyiye doğru geliştirilmesini sağlamaktadır.  İşe yaramayan katkılar ve işe yaramayan katkıları yapanlar topluluğun dışında kalır. Değerli katkıları olan önem olarak diğerlerine göre yükselse de hiyerarşik bir yapı oluşmamaktadır.  Oylama sistemleri, kullanıcıların birbirini denetlemesini sağlar ve herkes topluluktaki yerini korumak için daha dürüst olmaya zorlanır.

Her katılımcının birbirinin katkısını görmesi ve değerlendirebilmesi, katılımcıların topluluk kültürüne sosyalleşme süreci için güçlendirici bir etmen olmaktadır. Bu doğal seçilim, katılımcıların katkı yaparken oluşturdukları içeriğe daha çok dikkat etmeleri ve çaba sarfetmelerini sağlar. Bu sosyalleşme süreci, topluluk uyumu ve içerik tutarlılığı için gereklidir.
Akışkan Eşit Haklar ve Plansız Yeteneğe Bağlı Sistem: Produsage, eşit potansiyellilikten kazanç sağlar. Kullanıcıların hepsinin beceri ve yetenekleri eşit değildir ancak hepsinin katkı sağlamadan eşit hakkı vardır. Bu durum geleneksel hiyerarşik modellerden ayrılmasına sebep olur. Yetenekleri fazla olanlar toplulukta öne çıksa da, diğerleri üzerinde bir otorite haline gelmemektedir.
Tamamlanmamış Eserler-Devam eden Süreç: Produsage içeriğin tamamlanması üzerine kurulu değildir. Bunun yerine topluluğun paylaşımı sürekli devam eder ve gelişir. Produsage projelerinde  içerik , sürekli bir geliştirme altındadır, bu nedenle hiçbir zaman sonlanmamaktadır.
Ortak Özellik-Bireysel Ödüller: Bu süreçte üretilen içeriğe, üretilmesine katkıda bulunan katılımcılar kadar, gelecekte yer alacak katılımcıların da ulaşabileceği varsayılmaktadır. Katılımcılar, fikri mülkiyet haklarının, ticari olmamak şartı ile kullanılmasına izin verirler. Karşılığında ise  konum yani "statü"  sahibi olarak ödüllendirilirler.

Produsage özellikleri, sadece sanal ortam değil dışarıdaki topluluklara da uygulanabilir. Herhangi bir topluluğun daha kolektif  bir üretim gerçekleştirmesi için olması gerekenleri belirlemiştir. Bu özelliklerin sanal ortamdaki paylaşıma ve üretime hükmettiğini düşünürsek, özellikle de kullanıcı sayısına bakarak ne kadar benimsendiğini görürsek, tüketim toplumunun pasif tüketicisinin, artık eyleme geçmeye başladığını söyleyebiliriz. İlk eylem aşaması, belirli kaynakların ürettiği, izleyicinin pasif bir şekilde sadece verileni almak zorunda kaldığı medya içeriğine karşı olmuştur. Enformasyon üretiminin kitleye yayılması her ne kadar bazen şuursuz da olsa, pasifliğin sonu demektir. Bundan sonraki aşama, fiziksel üretimdir. Fiziksel üretim derken, endüstriyel anlamda bir üretim anlaşılmasın, yukarıda bahsettildiği gibi produsage üretimi farklıdır. Paketlenmiş sınırı olan ürünleri içermez. 


Nitekim ortak kullanım hareketindeki değiş tokuş edilenlere bakıldığında, çoğunun devamlılık içerdiğini, paketlenip tek kişiye ait olmadığını, dolayısıyla sınırı olmadığını, dağıtımının hiyerarşik bir üstünlüğe dayanmadığını ve sürekli geliştiğini görebiliriz. Bu sebeple önümüzdeki yıllarda, üretim ve tüketim kavramları kafamızda bize anlatıldığından daha farklı bir kavrama bürünebilir çünkü tüketiciden ziyade kullanıcı olma potansiyelimiz çoktan oluşmuş durumdadır altyapı olarak...

0 yorum to “Pasif Tüketicilikten Aktif Kullanıcılığa: Produsage”

Yorum Gönder