Twitter Facebook More

27 Ağustos 2011 Cumartesi

Nesnelerin Hikayesini Okumak

,
Çok fazla eşyam var

Nesne Kalıcılığı (object permanence), bir nesnenin görülmediği,  duyulmadığı veya dokunulmadığı zaman da varlığını devam ettirdiğinin anlaşılmasıdır. 8-12 aylıkken öğrenilir. Nesne kalıcılığının öğrenilmesi, hafızaya kaydetme sürecinin en gerekli temelidir.

Rubi McRoy, Object Permanence  isimli blogunda nesne kalıcılığı kavramından yola çıkarak, sahip olduğumuz eşyaların varlığını sorguluyor. Daha doğrusu önce kendilerininkini sorgulayarak başlıyor işe…

Kendi deyimiyle “Nesne Kalıcılığı”, sahip olunan şeylere daha yakından bakmak, bizim için ne ifade ettiğini araştırmak, öykülerini çıkartıp sonra onları başka bir hayata göndermektir. Bu yeni hayat, verme, hediye etme satma, ödüllendirme, veya sadece atma şeklinde yaratılabilir.

Odamızda ya da genel olarak evimizde bir yığın eşya yığılı ama genelde belki toplasak 30 tanesini sürekli olarak kullanıyoruz. Geri kalan ise çoğunlukla hikayelerinden dolayı orada duruyorlar. Bizim için özel anlamı olanlar, hediye edildiği için atılamayanlar, birgün lazım olur diye tutulanlar, atmaya karar verince değerlenenler…her eşyanın kapladığı yer için özel bir anlamı ve öyküsü var.

Eşyalarımızın hikayelerini tekrar keşfetmek, aslında neyin durmaya devam edebileceği ama esas nelerin gitmesi gerektiğine dair kuvvetli ve artık inkar edilemeyecek gerçekleri ortaya koyar.

Bu sebeple Rubi McRoy’unkine benzer bir çalışma yapmaya karar verdim. Herkesin evinde kolayca deneyebileceği bu çalışmanın adı Nesne Günlüğü.

Nesne Günlüğü’nde amaç, özellikle evimizde uzun zamandır dokunmadığımız, kaldırdığımız çeşitli eşyaların listesini çıkartıp, onların nereden geldiğini, onlara karşı ne hissettiğimizi, niye evde tuttuğumuzun, onlardan ayrılırsak nasıl hissedeceğimizin açıklamalarını yapıp, yazmak. Hatta bu eşyaları tutmamıza sebep olan genelde iç sesimizin arkadan cızırtı yaptığı bahaneleri de yanına sıralarsak, neyin gereksiz olduğu daha da kaçınılmaz şekilde ortaya çıkar.

Ben birgün lazım olurculardanım. Örnek olarak kendi Nesne Günlüğümden bazı parçaları aktarıyorum:

Kapağı bozuk discman: Kapağı kapanmayan ve kullanılmayan bir discmanın saklanma amacı birgün lazım olursa. Varsayalım ki felaket oldu, mp3 çalarlar çalışmadı, cd’den dinlenme zorunluluğu oluştu, o zaman işe yarayacak. Mantıksızlığın farkındayım, çünkü kullanmam için önce tamir ettirmem gerek. Ama içimde bir duygu sürekli ya, ya ,ya diyor.

Mızıka: Ne çalmasını bilirim, ne de öğrenmeye hevesim var. Tipi hoşuma gitti diye almıştım seneler önce. Hadi almışım da hala niye duruyor? İç ses: İleride evime süs diye koyarım!!!!

Kovboy Şapkası: Ergenlik döneminde hevesle aldım diyelim de hala niye duruyor? Buna iç sesin bile cevabı yok. Ayrılmaya hazır hissediyorum ayrıca ondan.

Güneş Gözlüğü: Ama 5 yıldır takılmayan bir güneş gözlüğü. Saklanma sebebi, birgün zevkim aniden değişirse…Sanırım bundan da kurtulmaya hazır hissediyorum.

Kemer: Belime olmayan bir takım kemerleri hala sakladığımı nesne günlüğü sayesinde farkettim. Amaçsızca yer kaplıyor. Verme hazırlığına giriştim bile.

Askı: Süslü tek askıyı aldım ve asılacak yer olmadığından yıllardır duruyor amaçsızca. Bahanesi birgün kendi evim olursa…..Muhtemelen o zaman da kullanılmaz. Normalde aklıma gelmediğini düşünürsek sanırım ayrılırsam kötü hissetmem.

Ufak Tavla: Seyahatte kullanılır diye alınmış ama daracık tahtada hiçbir şey oynanmadığı farkedilerek bir kenara atılmış. Tahtasını da bulamadım. Saklanma sebebi, birgün lazım olur, ve de hiç kullanılmamasının verdiği bir suçluluk duygusu var ki çoğu eşyanın uzun süre tutulmasının sebebidir bu duygu. Ayrılırsam travma yaşamam.

Tütsü: Herhalde hayatım boyunca odamda toplasam 2-3 kere tütsü yakmışımdır. Her seferinde boğularak kaçtım. Ama niye iki kutu var o zaman? Saklanma sebebi birgün canım yakmak isterse. İç ses yazıktır dursun diyor.

Dergi yığını: En az 30 tane dergi var böyle, hepsini de birgün okuyacağım diye saklıyorum. Alınan dergiyi gününde okumamanın sonuçları. Bunlardan kurtulmaya çalışmak gerilim yaratabilir, duygusal olarak böyle hissettim, içindekileri okumam lazım önce.

Tüylü hayvan: Çocukluktan kalan tüylü oyuncakların bazılarının manevi anlamı var. Ama hepsinin değil, bir çocuğa hediye etmek güzel olurdu. 


Hikayesini dinlediğim eşyalarım
Siz de boş bir vaktinizde, evinizde sakladığınız eşyaları çıkartıp hikayelerini dinleyebilirsiniz. Böylece hangi sebeple onları sakladığınızı öğrenir, onlardan ayrılırsanız neler hissedeceğinizi tahmin edebilirsiniz. Nesne günlüğü sayesinde birkaç eşyamı benden daha iyi kullanabilecek kişilere vermeye karar verdim. Bu eşyalar yıllardır orada duruyor ama hiç bu şekilde sorgulamadığım için onlardan ayrılma kararı almamıştım. Artık herşey daha net, kullanmadığım için onlar benden sıkılmış, ben de onlardan. Bu yüzden eşyalar yolculuğa hazırlanmaya başladı...


I have too much stuff fotoğrafı:  http://raynoah.com/2011/02/25/too-much-stuff/
Object Permanence: http://the86list.tumblr.com/

12 yorum:

  1. Bu yaziyi gunde 3 defa okumam lazim, ilac niyetine :)

    YanıtlaSil
  2. Beğenmenize sevindim. Siz de atamayanlardansınız sanırım.:) Ben bu mantıkla ayıklanacak bir sürü şey seçtim ama hile yapıp listeye almadıklarım da var:)

    YanıtlaSil
  3. Kesinlikle onlardanim :) Buna gulme isareti mi yakisir, aglama mi bilmem ama... Ben ozellikle kitap atamayanlardanim. Diger seyler, eninde sonunda bozulabiliyor, degerini kaybedebiliyor ama kitap oyle degil benim icin. Evin her odasi kutuphane dolu ve ev halki artik bundan sikayetci, keske Turkiye'de de yurtdisindaki gibi, o kalitede kutuphaneler olsaydi, hemen ulasabilecegimiz mesafede olsalardi ya da posta yolu ile gonderi yapsalardi...

    YanıtlaSil
  4. keşke sadece bir gün lazım olurculardan olsaydım.. ki bu sebeple tuttuğum zilyonlarca şey bulunabilir. hatta abartıp insanların atmasına da -elimde olmadan- engel olduğum olur.. ama sonra gün gelir bi delirip hepsini atabilirim. ama şu "anlam" yüklemek yok mu, işte asıl dert orda başlıyor.. onu atmanın beni eksilteceğini sanmak en büyük yanılgı ama gerçekten engel olmak çok zor..

    YanıtlaSil
  5. @cesur, sen benden betermişsin:) ben en azından etrafımı etkilemiyorum:) hatta tam tersi etrafıma daha çok baskı yaparım, nasıl olsa benim değil diye:) anlam yüklemeye gelince, bazı şeylere yüklemek normal geliyor, hatıraysa, seyahatte alınmışsa, hediyeyse vs. ama herşeyin de anlamı olamaz değil mi?:) özellikle kıyafetlerin birkaçını ayırsak, gerisi her sezon sıkılıp bir kenara attığımız türden şeyler. ben de onları ya zevkim değişirse diye atamıyorum çünkü hep oluyor, çok dengesiz bir zevkim var, ertesi sene mavi değil kırmızıya takabiliyorum. ama 5 sene giyilmemiş birşeye artık veda edilebilir.

    YanıtlaSil
  6. Çok güzel bir yazı sanırım bende kitap ve dergi atamayanlardanım özelliklede dergi kitapları Tgev gönüllü olduğum için kendi evimmiş gibi gönül rahatlığla bağışladım ancak hala dergilere kıyamıyorum zilyontane moda dan tutunda kişisel gelişim psikoloji moda dergilerinden belkide vazgeçmeliyim:) ama çok süslüler kıyımıyor national yok ya nationallar atılmaz arşivlenir işte hep böyle oluyor ne zaman aramızdaki duygusal bağı yıkıp veda edeceğim çok meraklıyım:) odam da alan kalmadı ama hala uslanmadım:) Bu arada pazarlama zirvesinde görüşmek dileğiyle Fortune dan Esra:) çok memnun oldum

    YanıtlaSil
  7. Teşekkürler Esra, ben de çok memnun oldum şimdiden tanıştığımıza. Aynen dergi atmak büyük bir problem. Ya ileride okumak istersem diye düşünüp duruyorum. Benim de odam çok dolmuştu, geçen radikal bir karar alarak, tek tek dergileri inceleyip içinde çok ilginç konuları kesip ayırdım. Onları dosyalayıp dergilerin gerisini attım. Böyle kafamın takıldığı konuları yine saklıyorum ama dediğin gibi derginin süsü de ayrı çekiyor insanı:)
    Sonuçta odadan, evden birşeyleri atınca da ayrı bir rahatlık ferahlık geliyor insana.
    Yarın pazarlama zirvesinde görüşmek üzere:)

    YanıtlaSil
  8. Bu arada denk gelemedik çokca uzüldüm locada gözlerim seni aradı bir kaç kişiyle muhabbett ettim ama sen olmadığını anlayınca hayal kırıklığı yaşadım çok memnun oldum görüşmek dileğiyle sevgiler

    YanıtlaSil
  9. Ya evet denk gelemedik, ikinci gün de zaten herkes farklı bir yere oturmuştu. Ama olsun, başka bir zaman görüşürüz. Sevgiler...

    YanıtlaSil
  10. merhaba! biraz gec yazilmis bir yorum olacak ama.nesnelerin hikayesi ve tuketim tezim icin iki kritik dayanak noktasi. sizi takipte olacagim. sevgiler
    sibel

    YanıtlaSil
  11. Merhaba, çok sevindim yazının işe yaramasına. Ben de ortak kullanım ağlarının tüketim davranışının azaltımasındaki rolü üzerine tez yazdım. Eğer bu konularda yardım edebileceğim birşey olursa seve seve destek olurum.
    Sevgiler
    Aslı

    YanıtlaSil
  12. iste bu harika! ben biriktirme pratigi ve koleksiyonculuk uzerine calisiyorum.paylasacak bir cok sey olacagini tahmin ediyorum.
    gorusmek uzere.sevgiler.sibel

    YanıtlaSil