Twitter Facebook More

10 Ocak 2015 Cumartesi

Düşünülecek Şey: Türkiye'de Yemek Paylaşımı Ekonomisi ve Ötesi

,
Favoreat'in kurucularından Verda De Eskinazis'in QuiShare dergisindeki yazısının çevirisidir:




Yemek sosyaldir. Dijital dünyada, bu sosyallik birçok insan için yemek hazırlamayı, paylaşılan sofraları ve hatta onları tüketmeyi kapsayan “yemek anları” olarak çevrimiçine ve sosyal medyaya getirilmiştir.

YENİ AKIM

Bu yeni akım dünyayı yemek paylaşımı ve gıdaya odaklanmış, çevrimiçi yeni bir paylaşım şekline açtı. Varolan modeller, restoranlardan çevrimiçi yemek siparişinden, evde pişirilmek üzere önceden paketlenmiş hazır yemek kutularına uzanan daha geleneksel satın alma şekillerini kapsıyor. Şimdi, start-up girişimleri, insanların yemekle olan sosyal ve paylaşımcı karakteristiklerini, insanların lezzetli yemeklere ulaşabilmesinin yeni yollarını yaratmak için kullanmaktadır.

YEMEK YEMENİN YENİ YOLLARINI BULMAK

Feastly ve Eatwith insanların yemeklerini gelecekteki arkadaşlarıyla paylaşmalarına izin veriyor, Mealsharing ve Cookapp insanların dairelerinde akşam yemeği için insanlar ağırlayarak ilişkiler yaratmasını sağlıyor, Culinary Club insanların artan yemeğini çevrimiçi ortamda satmalarını sağlıyor ve bu buzdağının sadece görünen kısmı. Culinary Club’a benzer şekilde ama artan yemekle sınırlı olmadan, Favoreat, taze, ev yapımı yemekler arayan insanlarla birlikte pişirmeyi sevenleri birbirine bağlıyor. Favoreat aşçıları yemeklerini paylaşarak ek gelir kazanıyorlar ve yemekleri yiyenler de sadece onlar için yapılmış taze, ev yemeklerine ulaşmış oluyorlar.

NEDEN YEMEK PAYLAŞIMI?

Neden bu kadar çok start-up paylaşım ekonomisine odaklanmış durumda? Birbiriyle işbirliği yaparak, sadece satın alma ve satmanın çok ötesinde yararlar deneyimliyorlar. Bu kadar çok kaynağın elimizin ucunda olduğu bir dünyada, kaynaklarımızı yararlı kullanma ve aynı zamanda ihtiyaçlarımızın da karşılanması konusunda daha bilinçli olmak istiyoruz. Bu yeni paylaşım şekliyle, etrafımızda zaten varolan kaynakları kullanabililiyoruz ve istediğimizi kolay yolda elde ediyoruz ve hatta servisleri ihtiyaçlarımıza uyacak şekilde şekillendirebiliyoruz.

Mekan veya yiyecek olsun, kaynaklarınızı paylaşarak, güvenilir kaynaklardan gelen deneyimler ürünlere manevi bir değer eklenmiş oluyor: “iyi hissetme faktörü”. Uber ve Lyft ile sürüşümüzü paylaşma şeklimiz veya Airbnb aracılığıyla evlerimizi nasıl açtığımızdan sonra şimdi hiç düşünmediğimiz şekilnde insanlarla yemek paylaşmaya başlıyoruz. Şefin masasında bir sandalye kapmak olsun veya yetenekli insanların bizim için ev yapımı yemekler pişirmesi olsun, insanlar yerel bölgelerinde lezzetli gıdanın yeni yollarını keşfetmeyi istiyor. Bir toplum olarak birbirine daha bağlı hale geldikçe daha da yaygın hale geleceğine inanıyorum.

TÜRKİYE NEDEN YEMEK PAYLAŞIMI İÇİN HARİKA BİR YER?

Yemek Türk kültüründe büyük bir rol oynuyor. Birlikte kahvaltı ederiz, aileler akşam yemeğinde sofranın etrafında bir araya gelirler ve her yemek kendi başına bir ziyafettir. Türkiye’de çok sayıda yetenekli şef var, özellikle bir köyü besleyecek miktarda lezzetli yemekler hazırlayan ev kadınları olarak! Kulaktan kulağa yayılarak arkadaşlara ve aileye yemek satma veya tercih edilen diğer bireylerden satın alma anlamında yemek paylaşımı açısından Favoreat, Türkiye’nin bir ev sofrasına yol açan ilk bu tür platformudur. Bu aynı zamanda birbirine yabancı olaran insanlar aracılığıyla, özellikle çevrimiçi şekilde yemeğe bağlanmanın hala yabancı bir konsept olduğunun göstergesidir. Favoreat’i büyütmeye çalışırken, yaşadığımız en büyük zorluklar, ev yapımı yemekler için bir çevrimiçi market konseptini tanıtmak ve ev yemeği paylaşımını daha yaygın bir davranışa dönüştürmek oluyor.


Çevrimiçi dünya paylaşım ekonomisini kabul ederken, yemek paylaşımı, akımın nasıl geliştiğine heyecan verici bir örnektir. İnsanın en değerli eğlencesi aracılığıyla bireyleri güçlendirme ve topluluk yaratmanın daha iyi ne yolu olabilir ki? Ortak kullanım öncüleri sayesinde günlük yaşamımızı yaşamamızın yeni bir yolunu gördük, şimdi yemeğin dünya çapında bu denkleme ne eklediğini görme zamanıdır. 
Devamı →

İspanya'da Paylaşım Ekonomisi "Sharing Espana" Çatısı Altında Birleşti

,
10 Aralık'ta Madrid'de "Sharing Espana" oluşumu tanıtıldı. Uluslararası ve yerel 26 kurucu paylaşım ekonomisi kuruluşu tarafından oluşturulmuş bir ortaklık bu. Oluşumun odaklanacağı ana amaçlar; paylaşım aktivitelerinin ekonomik potansiyeli üzerine araştırma yapmak ve paylaşım siteleri oluşturarak gelir yaratmaya çalışan mikro-girişimcileri düzene sokmak.

Sharin Espana bünyesindeki paylaşım ekonomisi kuruluşları

Devamı →

23 Temmuz 2014 Çarşamba

Kendi “Beceri Paylaşımı” Platformunuzu Nasıl Kurarsınız?

,

“Eğitim birinin size yapmanızı söylediği şeydir, Öğrenim kendiniz için yaptığınızdır.” 2011 yılında kurulan Skillshare platformunun felsefesi “yaparak öğrenme” üzerinedir. Ezbere ve sınırlı eğitim modellerine mahkum bir şekilde hayatımızı sürüyoruz. Ne yazık ki çok sayıda insan, ancak bu merkezi, tepeden inme sistemden biraz özgürleşince, gerçekte ne istediğini, neye becerisi olduğunu öğrenebiliyor.

Skillshare ise adından da anlaşılacağı üzere internet destekli bir beceri paylaşım platformudur. Bu platform, üstte belirttiğim üzere yaparak daha iyi öğrenildiği, herkesin öğretmen olabileceği, öğrenmenin her yerde gerçekleşebileceği ve eğitimi değiştirebileceğimiz fikri üzerine kuruludur. Bir beceri paylaşımı platformu değişik şekillerde gerçekleşebilir. Tamamen çevrimiçi, fiziksel bir mekanda, kişiye ödemeli, aylık abonelik şeklinde veya ücretsiz olabilir. Bu tamamen kurulan platformun amacına ve tercihine kalmış bir şey. Temelde amaçlanan, geleneksel eğitim sisteminin dışında kişiden kişiye gerçekleşebilen bir öğrenim alanı yaratmak. Verilen dersler, çok teorik konular da olabilir veya daha fiziksel beceri gerektiren şeyler de olabilir.

Bir beceri paylaşımı platformu ise kurulabilir. İlla varolanları kullanmak veya ülkemize gelsin diye beklemek yerine kendiniz oluşturabilirsiniz. Üstelik böyle bir fikri hayata geçirmek, topluluk oluşturma, komşuluk ilişkilerini geliştirme gibi birçok faydalı sonuç da getirebilir. Meg Watcher, Shareable’daki yazısında neden beceri paylaşımına ihtiyacımız var sorusuna ekonomik durgunluk, eğitimin pahalılığı, enformasyonun ücretsiz olması gerekliliği gibi yanıtlar vermiş.

İnternet bir sürü “nasıl yapılır” videosuna yer verse de, bir insanla karşılıklı iletişim kurarak öğrenmek farklı ve daha zengin bir deneyim. 2009’da bir adım atarak kendi beceri paylaşımını yaratmış olan Meg Watcher, bunu nasıl yaptıklarını 4 aşamada açıklıyor:

Birinci adım: Fiziksel bir paylaşım olacaksa, alan bulmak şart. Okullar, sanat stüdyoları, spor salonu vs. gibi böyle bir etkinliğin gerçekleşebileceği büyüklükte ve ücretsiz kullanılabilecek bir mekan bulmak gerekiyor. Sanırım şehirde işin en zor kısmı bu. Dernek veya kültür merkezi gibi yerlerle takas usülü anlaşma yapılabilir. Mekanın bulunacağı yer hedeflenen kitleye göre seçilse iyi olur. Elbette bir mahalleye katkısı olsun isteniyorsa, o mahalle sınırları içinde kurulacaktır. Önemli bir detay da, eğer aynı anda ayrı sınıflar gerçekleşecekse, odalar olması veya sonradan odacıklara bölünmesi gerekebilir.

İkinci adım: Sınıf fikirleri ve öğretmen önerileri geliştirmek. Baştan, insanların ilgisini çekebilecek birkaç konu ve iyi öğretmenler olması, insanların dahil olmasını kolaylaştırabilir. Belki kuracağınız beceri paylaşımı tek bir tema üzerine olabilir. Meg Watcher kendi sınıflarından örnek vermiş: “Yeniden malzeme kullanımıyla plastik torba yerine sürdürülebilir alternatifler yaratmak”, “Kendi tereyağınızı ve ricottanızı yapın!” gibi.

Üçüncü adım: Para toplamak, temel ihtiyaçları ve oluşumunu karşılamak için. Fon için destek istenebilir veya kitle fonlama yöntemine başvurulabilir. Eğer projeyi gerçekleştirmeye hazır çekirdek grubunuz varsa, kendi imkanlarınızı da birleştirebilirsiniz.

Dördüncü adım: İnsanların katılması için havalı bir film çekmek ve onu sosyal medyada yaymak herhalde reklam için iyi bir fikir olabilir.




Gördüğünüz gibi bir beceri paylaşımı platformu kurmak imkansız değil, biraz zaman, biraz heyecan, merak ve cesaret istiyor. Bu tarz oluşumlar, karşılılıklığa dayanan topluluklar yaratmak ve sürdürmek için iyi bir yol ve bu dönemde şehirde en çok ihtiyaç duyduğumuz şey aynı zamanda. Mahalle forumları neler yapabilir, mahalle sakinlerini pasiflikten çıkarmak için sorusuna da güzel bir yanıt olur bence. 

Kaynak: http://www.shareable.net/blog/how-to-start-your-own-skillshare
Devamı →

5 Temmuz 2014 Cumartesi

Paris Belediyesi'nden Çocuklar için Bisiklet Kiralama Servisleri

,

Bisiklet paylaşımı tüm dünyada giderek artıyor. Hem özel girişimlerle, hem de belediyelerin desteğiyle. Paris belediyesi ise çok yararlı bir yenilik getirmiş bu alana. Çocukların da bisiklet kullanımını yaygınlaştırmak için P'tit Vélib' isimli bir girişim başlatmış. P'tit Vélib' ile 2-8 yaş arası çocuklar 4 farklı bisiklet seçebiliyorlar:



Bisikletler, güvenlik için ailelere şehrin çeşitli noktalarında kiralanıyor. Saatlik veya günlük değişen fiyatları var. Yani bildiğimiz bisiklet kiralamanın çocuklar için olan versiyonu. Bu örneği görene kadar aklıma hiç gelmemişti ama artık sormak lazım. Belediyenin kiralık bisikletleri arasında neden çocuklar için olanlar yok? Aynı zamanda bu girişimin ilham verip, çocukların birbirinin bisikletini paylaşması için uygulamalar da ileride görebiliriz. Fikir bu şekilde uygulansa gerçekten süper olurdu! Çocuklar birbirinin bisikletini ödünç alsalar, hem yeni arkadaşlar edinebilir, hem paylaşmayı içselleştirebilir, hem de bisiklet alacak(veya kiralayacak) parası olmayan çocuklara bir fırsat doğar. Keyifli kısmının yanında tabi! :)
Devamı →

12 Mayıs 2014 Pazartesi

Komşularla Eşya Paylaşmanın Yeni Bir Yolu

,

Hepimizin evinde, nadiren veya sadece ihtiyaç duyulduğunda kullanılan, diğer zamanlarda dolapların bir köşesinde bekleyen bir sürü eşya var.  Ortak kullanım ağlarından, eşya paylaşım siteleri, internet üzerinden yakın çevremizde yaşayan insanlarla eşya değiş tokuşuna imkan veriyor.  Aynı zamanda mahallelerde eşya kütüphanesi olarak mekansal eşya takası merkezleri de oluyor.

İsviçre’te PumpiPumpe projesi ise eşya paylaşımında daha farklı ve yaratıcı bir yöntem geliştirmiş. Her ne kadar internet kullanımı yaygın da olsa, hala kullanıcı olmayan ve bu tür uygulamalara erişemeyen çok sayıda insan var. PumpiPumpe, çevrimdışı olarak komşularla eşya takası için etiketler yarattı. Ufak etiketlerde, çok çeşitli tüketim eşyası yer alıyor. Binada yaşayan her kişi, posta kutusuna, komşuların kendisinden ödünç alabileceği eşyaların etiketlerini yapıştırıyor. Böylece hem komşular arasında etkileşim ve güven beslenmiş olunuyor hem de en yakın mesafeden ihtiyaç duydukları eşyalara ulaşmış oluyorlar.

Eşya takas etiketleri İsviçre’de yaşayanlar için ücretsiz, başka bir ülkeden talep edenler için kargo parası değerine sağlanabiliniyor.

Kaynak: http://www.notechmagazine.com/2014/05/sharing-stuff-without-apps.html
Devamı →